Verim ve Kalitenin TEK İSMİ
  BESİN ELEMENT NOKSANLIKLARI
 
ANASAYFA
AZOT ( N ) NOKSANLIĞI


Yapraklar açık yeşilden sarıya doğru renk değiştirir. Damarlar rengini kaybeder.
AZOT:
Bitkiler Azotu NO3, NH4, çok azda Üre şeklinde alırlar. Bu alınım formları üzerine bitkilerin çeşidi ve pH çok önemlidir. Bitki azotu hangi şekilde alırsa alsın bünyesinde bazı olaylar gelişmektedir. Nitrat, nitrite onlarda aminlere dönüştürülmek zorundandır. 
Proteinlerin oluşumunda rol oynadığı gibi klorofil moleküllerinin yapısında da yer alır. Klorofil molekülünde N Mg ve C atomlarına bağlı halde bulunmaktadır. Azot normalden fazla uygulandığı zaman gelişm devresi uzun sürer. Gevşek ve kuvvetsiz bitki gelişir. Hastalıklara karşı direnç azalır. Vejetatif aksam çok gelişeceği için yatmalar meydana gelir. Azot noksanlığı varsa bitki sarı renk alır. Bodur bir gelişme gözlenir. Alt yapraklarda homojen sararma kendini gösterir. Noksanlık devam ettiği zaman yapraklar kahverengi renk alır. Yaşlı yapraklarda görülmesi mobil element olmasından kaynaklanır. Azot ihtiyacı olan genç ve yeni yapraklara (büyüme halinde olan) yaşlı yapraklarda proteinler şeklinde bulunan azotlar çözünür ve N taşınır ve yaşlı yapraklarda noksanlık semptomları gözlenir. Kök/gövde oranı artar genç yapraklar küçük ve ensiz kalırlar. Yaprak sapı kısa ve incedir. Büyüme geriler, tomurcuk oluşumu, çiçeklenme ve döllenme geriler. 
Azot bitkilerde karbonhidratların, nişasta ve şekerlerin sentezi üzerine, bitki suyu üzerine dane ve verim üzerine, hasat zamanı üzerine, yatma ve hastalıklar üzerine etkilidir. 
Topraklara uygulanan kimi azotlu gübreler, amonyum nitrat, amonyum sülfat, amonyum klorür, DAP, MAP, sodyum nitrat, üre dir

-------------------------------------------------------
POTASYUM ( K ) NOKSANLIĞI


 Yaprakların kenarından başlayan sararma ya da kurumalar, orta yaşlı yapraklarda kahverengi yanmalar ve içeriye doğru kurumalar şeklinde belirir.

POTASYUM: 
Bitkiler potasyumu K+ iyonu şeklinde alırlar. Potasyum organik bileşikler şeklinde bitkide bağlanmaz. Topraklardan potasyumun alınımını bitkisel etmenler, toprakların su içeriği, KDK, öteki besin elementlerinin durumu, toprak sıcaklığı ve pH etki eder. Bitkilerin büyüme uçlarında genş yapraklarda kök uçlarında K alımın daha fazladır. Potasyum 50 kadar enzimin aktivasyonundan sorumludur. Potasyum noksanlığında çözünebilir karbonhidratlar birikir. Nişasta miktarı azalır. Çözünebilir azotlu bileşiklerin miktarı artar. Putresin ve agmantin gibi zehirli aminlerin sentezi hızlanır. Bitkilerin potasyumla iyi beslenmesi sonucu floeme fotosentez ürünlerinin organik bileşiklerin yüklenmesi ve taşınması artar. Potasyum bitkilerde osmotik basıncı ve su tüketimini ayarlayan besin elementidir. Stomaların açılıp kapanmasını kontrol eder. Potasyum, Ca, Mg, Al, ve Na ile antagonistik etkilidir. Potasyum kök gelişimine olumlu etkide bulunur, dallanma ve saçak kök oluşumunu teşvik eder. Sapın kuvvetli gelişmesi ve bitkilerin karbonhidrat içeriği ile yakından ilgilidir. En yüksek ürünü veren potasyum içeriğinde yatmanın da en düşük düzeyde olduğu saptanmıştır. Potasyumla yetersiz beslenem bitkiler don zararında daha fazla etkilenirler. Potasyum bitkilerin erken hasata gelmesi açısından önemlidir. Tüm bitkilerle ilgili kalite özelliklerini, potasyumla beslenme iyi yönde etkiler. Bitkilerde toksik oksijen radikallerinin maddelerin bitkilerde oluşumu K, Zn, Mg, noksanlıklarında görülür çünkü bunları engelleyecek enzimlerin aktivasyonu gerçekleşmez. Bitkilerin potasyuma en çok ihtiyaç uydukları zaman meyve bağlama dönemidir. Bu dönemlerde potasyumlu yaprak gübrelerinin kullanımı verimin artması açısından önemlidir. 
Kimi potasyumlu gübrelere örnek potasyum klorür, potasyum sülfat, potasyum nitrat, potasyum magnezyum sülfat, potasyum orta fosfat verilebilir.

--------------------------------------------------

FOSFOR: 
Bitkiler fosforu H2PO4 veya HPO4 formunda alırlar. Gereksinim duyulan fosforun birçoğu gelişmenin ilk dönemlerinde karşılanır. Yapılan çalışmalara göre bitkiler %25 vejetasyon gelişmelerini tamamladıkları zaman gereksinim duydukları fosforun yaklaşık % 70 ini alırlar. Fosforun toprakta hareketi sınırlı olduğu için kök etki bölgesi yakınlarına verilmesine dikkat edilmelidir. Fosfor hücre membranlarının yapısında bulunan fosfolipidlerin oluşumu için muhakkak gereklidir. Fosfolipidlerin azlığı direkt olarak hücrelerin geçirgenliğini etkiler. Hücre zarı geçirgenliği artması bitkide düşük sıcaklıkların yaptığı etkiyi yapar. Membranların geçirgenliği azalığı için şekerlerin dışarıya verilmesi (leakage) ile bitki turgorunu kaybeder ve soğuklardan görülen zararda artar. 
Fosfor bitkilerin ihtiyacı olan enerji için esastır. Proteinlerin sentezi ile direk ilgilidir. DNA ve RNA’ların yapısına katılır. 
Fosfor noksanlığında kimi bitkilerin klorofil içeriği arttığı için bitkiler koyu yeşil renk alırlar. Şeker metabolizması bozulur ve özellikle toprak üstü organlarda şekerler birikir. Bitkilerde antosiyanin kırmızı arguvani bir renk verir. Yaprakların alt tarafında daha rahat görülür. Bu kırmızı rengi, kırmızı örümcek veya mevsim sonu fizyolojik kızarma ile karıştırmamak gerekir. Fosfor noksanlığında kök/toprak üstü oranı yükselir. Fosfor noksanlığında nişasta ve sakaroz miktarı önemli düzeyde artar, büyüme organlarında azalmalar görülür. Deha deç ve daha az çiçek açar. Fosforla iyi beslenme ile iyi bir kök gelişimi sağlanması ile birlikte bitkiler hasada erken gelirler. 
Topraklarda organik olarak bulunan fosfor Fitik asit, RNA, DNA lesitin bileşikleridir. 
Fosfor topraklarda fiske olum yarayışlılığı azalmakta ya da kaybolmaktadır. Alkali topraklarda: Fe, Al, Mn gibi, katyonlarla çökelti oluşturarak, Fe, Al, Mn’ın sulu oksitleri ile tepkimeye girerek, Killer aracılığıyla fiske olmaktadır. Kireçli alkali topraklarda : pH 7,5 üstünde trikalsiyumfosfat olarak birleşip çözünmez hale geçerek. Bağımsız halde bulunan CaCO3 le tepkimeye girerek, Kalsiyumla doymuş kil minerallerinde Ca köprüsü ile bağlanarak fiske olurlar ve pH 7 nin üzerinde daha çok görülür. 
Kimi fosforlu gübrelere örnek olarak süperfosfat, triplesüperfosfat, MAP, DAP, monopotasyum fosfat, rhenania fosfat örnek verilebilir. 

--------------------------------------------------
ÇİNKO ( Zn ) NOKSANLIĞI


ANASAYFA


genç yapraklar açık yeşil renk alırlar,İlerleyen safhalarında rozetleşme, yaprakların kıvrılması ve tepelerde kamçılaşmalar görülür

-------------------------------------------
MAGNEZYUM ( Mg ) NOKSANLIĞI


ANASAYFA


Yaprakların iç kısımlarında, damar aralarında sararma ve yanmalar, kırmızı, turuncu ve mor renkler olarak kendini gösterir....MAGNEZYUM:

Bitkiler magnezyumu Mg2+ şeklinde alırlar. K ve Ca’un çok bulunması Mg alımını gerilettiği gibi bitki içinde taşınımınıda geriletir. Genelde Mg noksanlığı topraklı koşullarda ve kum bünyeli topraklarda veya çok kireçli topraklarda ortaya çıkar. Topraksız kültürde ise besin solüsyonunda özellikle K ve Ca un yüksek tutulmasından kaynaklanır. Mg floemde hareketlidir. Bu yüzden K ve Mg içerikleri Ca ya göre daha yüksektir. K ve Ca, Mn magnezyum alımına olumsuz etkilidir. Nitrat konsantrasyonuna Mg olumlu etki yapar. pH ?5 te magnezyum alımı artar. Magnezyum klorofil merkez atomudur. Genellikle si olan kükürt bu aminoasitlerden oluşan proteinlerde yer alır. Fazla miktarda sistein aminoasidine bağlı S içeren bitkilerin soğuğa dayanıklılıklarının arttığı gözlenmiştir. Kükürt, yükseltgenme-indirgenme tepkimeleriyle elektron aktarımında önemli rol oynayan ferrodoksinlerin yaşamsal öneme sahip bir parçasıdır. Elementel kükürt toprağa uygulandığı zaman yükseltgenerek sülfata dönüşmekte dolayısıyla toprak tepkimesinin asit olmasına yol açmaktadır. Asidifikasyonun gerekli olduğu topraklarda elementel kükürtten başarı ile yararlanabilir. Kükürt noksanlığında Bitki normale göre daha küçük olur, kök/gövde azalma meydana gelir, bitkide bodur gelişme, yaprak küçülmesi, boğum aralarının kısalması, gövde ve dalların incelmesine neden olur, klorofil miktarının azalır, protein sentezi azalır, çözünebilir organik azot ve nitrit miktarı artar, proteinin kükürt içeriği önemli derecede azalır. Kimi bitkilerde kükürt noksanlıkları magnezyum noksanlığına benzer semptomlar verir. 
Kimi kükürtlü gübrelere örnek amonyum sülfat, amonyum polisülfit, kiserit, potasyum sülfat, jips vb verilebilir. 

-----------------------------------
KALSİYIM ( Ca ) NOKSANLIĞI


ANASAYFA
Meyve çatlamalarının temel nedenlerinden birisi de kalsiyum noksanlığıdır yine. Kalsiyum noksanlığı ile Botrytis cinerea gibi hastalıklara karşı bitkilerin direnci azalır...KALSİYUM:
Bitkilerin içinde yukarı doğru taşınımı iyi aşağı doğru taşınımı kötüdür. Bu sebeple noksanlığında arazlar kendini meyvelerde daha çok gösterir. Baklagiller göreceli olarak daha fazla kalsiyuma ihtiyaç duyarlar. Taşınımı su hareketi ve transpirasyonla ilgilidir(meyvelerde kabuk kalın transpirasyon az vb). Meyveler genellikle floemden beslenir ve floemde en düşük konsantrasyonda bulunan besin elementi kalsiyumdur. Noksanlığı Domates, biber, karpuz vb. bitkilerde çiçek burnu çürüklüğü, elmalarda acı benek, incir kiraz gibi bitkilerde de meyvelerde çatlama olarak kendini gösterir. Kalsiyum hücre duvarlarında kalsiyum pektatları oluşturarak hücrelere dolayısıyla meyvelere sağlamlık verir. Kalsiyum günümüzde net olarak açıklığa kavuşmamakla beraber bitki ve hayvan dokularında stres koşullarını haber veren bir messenger görevi görür. Meyvelerde depo ömrünün uzun olması için toprakta uygulamalar pek işe yaramaz, bunun için kalsiyumlu gübrelerin yapraktan uygulanması ya da hasat sonrası kalsiyum içeren çözeltilere bandırmak daha etkilidir. Kalsiyum bitki hastalıkları ve zararlıları, tuz stresi gibi etkenlerde bitkide önemli rollere sahiptir. Kalsiyum noksanlıklarında şekerli bileşikler hücre dışına çıkar. Apoplastlarda şekerli bileşiklerin varlığı hastalıklara davettir. Kalsiyum noksanlığında büyüme noktaları bozulur(bora benzer), yapraklar çanak gibi kıvrılır bükülme eğilimi gösterir afitlerde bezer etkilidir).
Kalsiyum miktarı çok artarsa bitki dokuları aşırı derecede sağlamlaşacağı, hücre bölünmeleri olmayacağı için büyüme yavaşlar ve hatta durabilir. 
Kimi kalsiyumlu gübreler örnek olarak kalsiyum nitrat, kalsiyum klorür, CAN, TSP, hamfosfat vb verilebilir.

---------------------------------------
DEMİR ( Fe ) NOKSANLIĞI


yapraklar hafif sarıya döner ve ince damarlar yeşildir. İlerleyen dönemlerde tepe yapraklar önce sararır, takiben beyaza döner ve yanma şeklinde bile belirebilir.
DEMİR :
Narenciye, bağ, elma, şeftali, kiraz, kayısı, erik, çilek, gerbera, soya fasulyesi demire hassas bitkilerdir. Gelenlikle demirli gübreler şelat formundandır. Kireçli topraklarda EDTA şelatlı demir uygulanırsa Fe-Ca ile yer değiştirir ve uygulanan demirde yarayışsız hale geçer. Dolayısıyla kireçli topraklarda EDTA şelatlı demirin kullanılması ekonomik değildir. pH 7 den büyük olduğunda Fe klorozunun görülme ihtimali yüksektir. Ayrıca kireç içeriği %
5 in üzerinde ise, sulama sularında karbonat bikarbonat yüksekse, gelişme ortamında su az ise, organik madde çok yüksekse, toprak sıcaklığı düşükse ve diğer metaller fazla bulunuyorsa demir klorozu gözlenebilir.
Bitkilerde demir klorofil oluşumunu katalize eder, toksik oksijen radikallerinin yok edilmesinde, protein sentezinde görev yapacak enzimlerin aktive edilmesinde ve fotosentezde etkilidir. Katalaz ve peroksidaz enzimleri de demir tarafından aktive edilir. Demir bitkilerde proteinlerin yapısında bulunur. 
Noksanlığında genç yaprakların damar aralarında klorozlar gözlenir. Damarlar yeşil rengini korur, örümcek ağına benzer bir görünüm vardır. 
Kimi demirli gübrelere örnek, ferro ve ferri sülfat, ferri oksit, ferro amonyum fosfat, demir şelatlar vb verilebilir.


-------------------------------------------
MANGAN ( Mn ) NOKSANLIĞI


çinko noksanlıklarıyla da karıştırılabilir, fakat ondan farkı yaprak şekli ve boyutu normaldir...birçok bitkide demir ve magnezyum noksanlıklarıyla benzer belirtile gösterir
MANGAN:
Genelde Mn2+ olarak alınır fakat organik bileşiklerle göreceli olarak zayıf bağlar oluşturması nedeniyle yükseltgenir. Toprakta yükseltgenme tepkimeleri temelde mikrobiyal aktivite ile toprağın pH’sına nem ve organik madde miktarına bağlıdır. Organik topraklar, kireçli alkali topraklar, drenajı nasıl sahip topraklar, kum bünyeli asit topraklarda mangan noksanlıklarının gözlenmesi olasıdır. Sıcaklığın belirli bir düzeye kadar yükselmesi ile mangan alımı artar çünkü mikrobiyolojik aktivite artmaktadır. Kuru kalan topraklarda yetişen bitkilerde Mn alımı azalır. pH nın bir birim yükselmesiyle mangan alımı 100 kat azalır. Mangan kimi önemli enzimlerin içindede yer alır ve 30-35 kadar enzimin aktivasyonundan sorumludur. Mangan noksanlığında bitkilerin klorofil içeriğinde ve kloroplast yapılarında önemli değişiklik olmazken fotosentez önemli derecede etkilenir. Fotosentez azaldığı için çözünebilir karbonhidratların miktarı önemli derecede azalır kök büyümesi olumsuz etkilenir. Mn ribozomların yapı taşındandır. Mangan noksanlığı geç çiçeklenmeye de etki etmektedir. Mangan noksanlığında büyüme gerilemesi söz konusudur. Yapraklarda damar araları sarar. Buğdaygillerde gri benekler oluşur. Mn noksanlığı Fe ve Zn noksanlığı gibi çok net olarak seçilemeyebilir. 
Kimi manganlı gübrelere örnek mangan frits, mangan klorür, mangan oksit, mangan sülfat, makgan şelatları vb verilebilir. Manganlı gübrelerin kireç içeriği yüksek veya alkali tepkimeli topraklarda yapraktan uygulanmasıyla çok daha iyi sonuçlar elde edilmektedir

-------------------------------------
BOR ( B ) NOKSANLIĞI




ANASAYFA
çiçeklenme, meyve tutumu, hasat, olgunlaşma ve ayrıca meyve kalitesi için hayati öneme sahiptir. Belirtiler açıkça meyve renginde görülür, olgunlaşmanın son haftalarında hızla gelişir
BOR:
Bitkiler boru pasif absorbsiyon yoluyla borik asit, B(OH)3 şeklinde alırlar. Azda olsa B(OH)4 (borat)şeklinde de alabilinmektedir. Borun bitkide hareket kabiliyeti çok azdır. Yapraklarda bor en çok yaprak ucunda bulunur ve zaman zaman toksik belirtilerin çıkmasına neden olabilir. Bitkilerde bu duruma karşı savunma mekanizması olarak yaprak uçlarından su damlası şeklinde (gutasyon) fazla boru dışarı atabilirler. Kuraklık bor alımını olumsuz yönde etkiler. pH arttıkça bor alımı azalır, pH 6.3-6.5 te bor alımı en yüksek düzeye ulaşır. Gereğinden fazla kireç uygulamaları bor alımını azaltır. Genellikle çift çenekli bitkilerin tek çenekli bitkilere göre bor ihtiyacı daha yüksektir. Bor gereksinimi az olan bitkiler: Buğday, yulaf, arpa, bezelye, patates, çilek, ahududu, keten. Bor gereksinimi orta olan bitkiler: üçgül, taş yonca, tütün, domates, mısır, marul, şeftali, kiraz, pamuk, havuç, soğan, armut. Bor gereksinimi fazla olan bitkiler: Elma, yonca, pancar, şeker pancarı, şalgam, lahana, karnabahar, kuşkonmaz, ayçiçeği, turp, kerevizdir. Bitkilerde bor şekerlerin taşınmasında, hücre duvarı sentezinde, lignifikasyon olgusunda, hücre duvarı strüktürünün oluşmasında, karbonhidrat metabolizmasında, RNA metabolizmasında, solunumda, IAA metabolizmasında, fenol metabolizmasında biyolojik membranların yapısal ve fonksiyonel özellikleri üzerine işleve sahiptir. 
Bor bitkilerde hücre duvarı komponentleriyle tepkimeye girerek polihidroksil bileşikleri oluşturmak suretiyle hücre duvarının ince yapılı olmasında, güçlü şekilde sentezlenmesinde görev yapar. Noksanlığında hücre duvarında belirgin şekil bozuklukları ortaya çıkar. Bitkide çatlak ve mantarlaşmalar bu nedenle oluşur. Bor noksanlığında kök uzaması geriler yada durur, bodurlaşma gözlenir. IAA, DNA ve RNA sentezi önemli oranda düşer. Büyüme noktalarına zarar verdiği için bitkide büyüme yavaşlar, genç yapraklar büzülüp kıvrılır, kalınlaşabilir. Boğum araları kısalır bitki çalımsı bir hal alır. Dallar kolay kırılgan yapı gösterir. Noksanlık ilerlerse büyüme noktaları ölür. Tomurcuk çiçek ve meyve oluşumu azalır yada tamamen durur. Olgun yapraklarda damarlar arası kloroz oluşur ve yaprak ayasında şekil bozuklukları görülür. Bor fazlalığında ise yaşlı yapraklarda yaprak uçları sararı ve nekrozlar oluşur. Daha sonra belirtiler yaprak kenarlarına ve orta damara doğru yayılır. Yapraklar yanık bir görünüm alır ve erken dökülür.
Borlu gübreler örnek, bor frits, boraks, borik asit, sodyum tetra borat, sulubor verilebilir

Borun bitkiler için gerekli bir besin elementi olduğunun anlaşılması diğer iz elementlerinden daha sonra olmuştur 

• Borun bitkiler için gerekli bir besin maddesi olmasının anlaşılmasından sonra, bir çok bitki hastalığının gerçekte bor noksanlığından ileri geldiği tespit edilmiştir. 
Örneğin tütünde tepe hastalığı, şeker pancarında öz çürüklüğü, elmalarda mantarlaşmış çekirdek evi, karnabaharda kahverengi çürüklük, kerevizde çatlak gövde, turpta kahverengi öz, patatesin içinde kahverengi lekeler ve yoncada uç yaprakların sararması gibi hastalıklar bor noksanlığından gleri gelen beslenme bozukluklarıdır 

• Bor noksanlığına en duyarlı bitkiler, şeker pancarı, hayvan pancarı, kanola, ayçiçeği, kereviz ve ıspanaktır.

• Karnabahar, şalgam, lahana, brüksel lahanası, havuç, pırasa, marul, turp bitkileri de bor noksanlığına duyarlı bitkilerdir. 

• Meyve ağaçlarından elma ve armut bor noksanlığına duyarlıdırlar 

• Bor noksanlığı öncelikle bitkilerin büyüme noktalarına zarar verir 
bitkilerde büyüme çok yavaşlar. Yapraklar ve dallar kolay kırılan, gevrek bir yapı alırlar. 

• Noksanlığın çok şiddetli olması halinde büyüme noktaları ölür ve büyüme tamamen durur. Çiçek ve meyve oluşumu engellenir, Yapraklar kıvrılır, kalınlaşır ve koyu mavi-yeşil bir renk alır. 

• Tahıllarda gövdede kısalma, genç yapraklarda rengin açık yeşil olması, başaklarda ve tanelerde küçülme, başakların normalden uzun süre yeşil kalması gibi arazlar görülür. Bu devrede bor alımını artıracak uygulamalar yapılırsa, yeni küçük yan başak oluşumu görülür. 
Mısırda boğum aralarının kısalır ve bitkide bodurlaşır, orta yaprakların her iki yüzünde orta damar çevresinde beyaz nekrotik lekeler görülür. En genç yapraklar kuruyup kıvrılır ve ölür. Koçanlar küçük, çarpık şekilli, koçanda tane sayısı olağanüstü az olur. 

• Çeltik boyuna büyüme geriler, bitkiler çalımsı bir görünüm alırlar. Renkleri koyu yeşil olur. Genç yapraklarda ve büyüme noktalarında çok sayıda sarımsı beyaz renkli lekeler görülür. Lekeler yaprakların her iki yüzünde, yaprak uçlarında orta damar civarında yoğunlaşırlar. Yeni çıkmakta olan yapraklar tamamen beyaz, kıvrık olup açılınca alt yarıları kahverengileşir ve ölürler. Noksanlığın ileri devrelerinde, küçük beyaz lekeler tüm yaşlı yapraklara da sıçrar. Bitki yeni yan dallar çıkarır, bu yan dallarda da aynı arazlar görülür. Tohum oluşumu tamamıyla durur. 

• Pancarda görülen öz çürüklüğü bor noksanlığının sebep olduğu bir hastalıktır. Pancarlarda bor noksanlığı özellikle kurak yıllarda ve uzun süren kurak dönemlerden sonra görülür. Bu bakımdan bor noksanlığının sorun olduğu yerlerde sulama aralıklarının ayarlanmasına özel dikkat gösterilmelidir. Noksanlık halinde önce büyüme geriler, genç yapraklar birbirine yakın bir şekilde oluşurlar ve alt kısma doğru daralırlar. Damarlar arasında sarımsı yeşil ve sarı renkli lekeler oluşur. Yapraklar kıvrılır. Genç ve orta yaprakların sapları üzerinde yara kabuğuna benzer, gri - koyu kahve kabarcıklar oluşur. Yumru içinde kahverengi halkalar şeklinde başlayan öz çürüklüğü, ilerledikçe dokuları tamamen öldürür ve pancarın içinde siyah çürük bir kısım oluşur. Öz çürüklüğü depolama sırasında artar. Çok ciddi ürün kaybına neden olur. 

• Patateste boy kısalır, yan dallanma artar, bitki çalımsı bir görüntü alır. Yapraklar kalın ve gevrek olur ve bazı durumlarda kenarları içe doğru kıvrıktır. Yaprak sapları düzleşir. Genç yapraklar ve büyüme noktaları başlangıçta koyu yeşil renkli olurlar, sonraları kloroz gelişerek ölürler. Yaprakçıkların kenarlarında kahve rengi noktacıklar şeklinde nekrozlar oluşur, daha sonra bunlar birleşerek büyürler. Eğer bor noksanlığı bu aşamada giderilirse, yeni sürgünler çıkar. Noksanlığın sürekli olması halinde yaşlı yapraklar da sararır ve solar. Yumru içindeki yuvarlak halka şeklindeki damarlar kahverengine döner. Kabuk koyu renklidir ve kaba bir yapıya saliptir. kesilen yüzeyler kısa sürede kırmızımsı koyu kahve rengine döner. 

• Pamukta büyüme gerilemesi, yan sürgünlerde artma, tepe tomurcuklarının ölmesi, kalın ve gevrek yapılı içe kıvrık yaprakların oluşumu bor noksanlığının belirtilerindendir. Tomurcukların çoğu açılamaz. Kapsüller bozuk şekilli olur ve çoğu olgunlaşmadan açılır. Lif kalitesi düşer, ürün azalır ve kapsüller olgunlaşmadan dökülür. Yapraklarda ve bitkinin genel görünümünde açıklanan arazlar olmadan da kapsül dökümü ve lif azalması ve kalite bozulması görülebilmektedir. 

• Kanolada 

• Ayçiçeğinde bodurlaşma, yan dallarda artma, genç yapraklarda sararma, küçülme ve şekil bozukluğu, yapraklarda içe doğru kıvrılma, bazen nekroz oluşumu görülür, bu semptomlar, noksanlığın şiddetli ve devamlı olması durumunda yaşlı yapraklara da sıçrar. Çiçeklenme düşük, çekirdek sayısı az ve içi boş olur. 

• Karnabahara çekici bir görüntü veren süt beyaz renk bozularak kahverengileşme olur. Doku oldukça gevşek ve sapa doğru iç boşluğu oluşur (içi boş gövde). Yaprak kenarlarında bazen sırımsı kırmızı parlak lekeler oluşabilir. 

• Brüksel lahanasının açık meyve oluşumu 

• Havuçta gövdede geniş ve derin çatlaklar oluşması 

• Kerevizde içte kahverengileşme bor noksanlığının verdiği zararlardandır. 

• Domateste genç yapraklar kalınlaşmış ve kırılabilir yapıda oluşurlar, kahverengi nekrotik lekeler vardır. Yaşlı yapraklar sarı renkli olup, kenarlarda renk kahveye dönüktür. Gövde zayıf bir yapıya sahiptir. Noksanlığın çok şiddetli olması halinde büyüme noktaları ölür, gövdede morumsu renk oluşur. Meyve sayısı az ve içlerinde kararma görülür. 

• Salatalık bitkisinde büyüme noktaları ölür. Genç yapraklar grimsi kahve renkli içe doğru kıvrıktırlar ve çabucak ölürler. Yaşlı yapraklar klorozludur. Boğum araları kısa bitki kısa boylu olur 

• Marulda dış yapraklar normalden koyu yeşil renkli olur. Genç yapraklar lekeler şeklinde kloroz gösterirler veya tamamen sarı renkli ve deforme şekilli, kalın dokulu ve kırılgan olurlar. Kenarlarda, kenar yanıklarını andıran kahve renkli lekeler vardır. Bu belirtiler kalsiyum noksanlığının neden olduğu kenar yanıkları ile karıştırılabilir. 

• Armut ve elma ağaçlarında bor noksanlığı birbirine benzer. Çiçekler soğuktan zarar görmüş gibi aniden solar ve siyah kahve renk alırlar. Fakat bu haliyle dökülmeyip bir süre dalda dururlar. Don zararı aynı görüntüyü yaratmakla beraber, dondan etkilenmiş çiçekler hemen dökülürler. Şiddetli noksanlık halinde yaprak çıkışı gecikir. Vegetatif büyüme noktaları ölür, sürgünler kısa olur, yapraklar küçük ve bozuk şekilli olurlar. Ancak yapraklarda kloroz görülmez. Elma ve armut meyvelerinde büyük şekil bozuklukları ve iç ve dışta mantarlaşmalar görülür. Meyveler normalden küçüktür ve bazen çatlamalar olur. Bor noksanlığından ileri gelen dış mantarlaşmalar, kalsiyum noksanlığından ileri gelen acı benek hastalığı ile karıştırılmamalıdır. Acı benek dalda ya çok geç dönemde, veya daha çok hasattan sonra, depolama sırasında ortaya çıkar. 

• Şeftali ve kayısı meyvelerinde kahve renkli lekeler veya mantarımsı doku oluşur. Bazı durumlarda meyvelerde çatlama ve büzülme görülebilir. Olgunlaşma düzensizdir 

• Turunçgil türlerinin genç yapraklarında yarı şeffaf görünümlü lekeler oluşur. Damarlar kalın, çatlak ve mantarımsı yapıda olurlar. Genç yapraklarda solma, içe doğru kıvrılma ve uçlardan başlayarak ölüm görülür. Sürgünlerde ve meyve sapında zamk akıtma görülür. Çiçek dökümü görülür. Meyveler küçük ve sert olurlar. Meyve içinde kahverengi lekeler, içte ve dışta zamk damlacıkları görülür. Meyve susuz ve kalın kabukludur. 

• Asmada genç yapraklarda damarlar arasında sarı lekeler şeklinde kloroz ortaya çıkar. Kloroz yaprak kenarlarından başlayıp ortaya doğru yayılır. Çoğu kez klorozla birlikte şekil bozukluğu görülür. Sonraları yaprak kenarları kahverengine döner ve kurur. Yaprak sapları kısa ve kalın olur. Vegetatif gelişme noktaları kalınlaşır ve ölür, buna bağlı olarak da yan sürgünlerin sayısı artar. Ancak bu yan sürgünler de arazlı olurlar. Meyve az olur. Salkımlarda üzüm tanelerinin çoğunluğu buruşuk ve çekirdeksizdir, sadece aralarında bir kaç tanesi normal durumdadır. 

• Çilek bitkisinde genç yapraklar küçük, uçları ve kenarları kahve renkli ve kurumuş vaziyettedir. Bazen yaprak ayası açık renkli bir kloroz gösterir. Çiçek az ve solgun olur. Meyveler küçük ve deforme olmuş durumdadır. 

• Tütünde genç yapraklar sarımsı yeşil veya tamamen sarı renkli, küçük, bozuk şekilli ve kıvrık vaziyette olurlar. Gövdede kalınlaşma vardır. Büyüme noktaları ölür, bazı yan sürgünler çıksa da onlar da çabucak aynı şekilde ölürler. 

Borun toksik etkileri

• Bor toksik etkisi diğer besin maddelerinden daha önemlidir. Çünkü bitkiler için yeterli ve gerekli bor miktarı ile zararlı olacak toksik seviye arasındaki fark çok azdır. 

• Toprakta bor miktarı 1 ppm’den düşük ise bor noksanlığı, 5 ppm’den yüksek ise bor toksisitesi söz konusu olabilmektedir. 

• Bu sebeple topraktan bor gübrelemesi yaparken toksik etki ortaya çıkması olasılığı yüksektir, birkaç yıl üst üste bor içeren gübreler verilecek olursa, sonraki yıllarda yetiştirilecek bitkilerde fazla bordan ileri gelen zararlanmaların görülmesi çok mümkündür. Bu nedenle toprağa yapılacak bor gübrelemelerinde oldukça dikkatli davranılmalıdır. 

• Yaprak gübrelemesi yoluyla bor verilmesi durumunda gübreleme sadece o bitkiye yapıldığı için böyle bir risk yoktur. 

• Bor toksisitesi daha çok kurak ve yarı kurak bölgelerin topraklarında görülür. 

• Bor toksisitesinde yaprak uçları sararır ve nekrozlar oluşur. Semptomlar daha sonra yaprak kenarlarına ve orta damara doğru yayılır. Yapraklar yanık bir görünüm alırlar ve erken dökülürler. Bu semptomlar yaşlı yapraklarda görülür

 

-------------------------------------------
BAKIR ( Cu ) NOKSANLIĞI


İlk olarak genç ve gelişmekte olan yapraklarda görülür
-----------------------------------------
ANASAYFA
 
  Bugün 45 ziyaretçi (111 klik) kişi burdaydı! ICERIKALTIBİLGİ  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
TASARIMALTI Clicky Web Analytics -------------