Verim ve Kalitenin TEK İSMİ
  NAR
 

 ANASAYFA

NAR YETİŞTİRİCİLİĞİNİ DÜŞÜNEN ÜRETİCİLERİN CEVAP BULMALARI GEREKEN SORULAR
  1. Bir yetiştirici olarak Entansif(modern) Üretim mi yoksa Ekstansif(ilkel-tek düze) Üretimden mi yanasınız?
  2. Modern nar yetiştiriciliği ile geleneksel yetiştiricilik arasındaki farklılıkları tespit edip karlılık hesabını yaptınız mı? Kazanç için arazinin randımanlı kullanımı nasıl sağlanabilir?
  3. Hangi bölgede bahçe yaptınız yada yapmayı planlıyorsunuz? Bulunduğunuz bölge nar yetiştiriciliği için uygun ekolojik koşullara sahip mi? Arazi toprağınızın nar için uygun olduğunu biliyor musunuz?
  4. Bahçe kurarken nar çeşit seçimini neye göre yaptınız? Yeni kurmayı planlıyorsanız bahçe tesis edeceğiniz çeşit belli mi?
  5. Nar yetiştiriciliği için tahsis edilen arazinin yüksek verim, yüksek kalite ile kazanç sağlayabilmesi için dikim dönemindeki fidan dikim uygulamaları/düzeni nasıl/ne olmalıdır?
  6. Diktiğiniz çeşit narın hasat zamanı nedir? Ürün muhafazası ve pazara arz edilişi ve depolama düzeni, dayanıklılığı ve tüketicinin ihtiyaç süresini incelediniz mi?
  7. Yetiştireceğiniz nar meyvelerini hangi pazara satmayı planlıyorsunuz? İç veya dış Pazar?
  8. Pazar (iç-dış) hangi nar çeşidini talep etmektedir? Yetiştirilen nar çeşidi Pazar tercihini karşılayabilecek özelliklerde mi? Nar çeşidinin önemi nedir?
  9. Nar taze meyve olarak tüketimdeki mevcut payı nedir ve yakın gelecekte yeni gelişen trendler doğrultusunda meyve hangi formda tüketimi olacaktır?
  10. 10. Nar meyvesi kullanılarak hangi yan ürünlerin yapımı öngörülmektedir? Meyve suyu, nar ekşisi, reçel, konsantre... vb. gibi
NARIN SINIFLANDIRILMASI Nar, çeşitli iklim ve toprak şartlarında yetişebilen, bakımı kolay, iç ve dış pazarda iyi fiyat bulan, ağaçta ve depoda uzun süre kalabilen bir meyve türüdür.
Narları renk, olum zamanı… vs gibi çeşitli şekillerde sınıflandırmak mümkün olsa da dünya da kabul görmüş sınıflandırma şekli tadlarına göre yapılmaktadır.
 Bu sınıflandırma da;
Asitliği

0-1 arasında olanlar
Tatlı Narlar
 
1-2 arasında olanlar
Mayhoş Narlar
 
2-+ daha fazla olanlar
Ekşi Narlar
olarak sınıflandırılmaktadır.

Tatlı (Asitliği 0–1 arasında olan) Narlar; Herhangi bir tedavi edici özelliği bulunmayan hoş aromalı, sofrada yemesi zor dolayısıyla şuan için üretimi yeterli narlardır.
Son zamanlarda başta kolesterol ve tansiyon düşürücü olarak kullanılan nar çeşitleri mayhoş ve ekşi narlardır.
Mayhoş (Asitliği 1–2 arasında olan) Narlar; Hem sofrada iştahla yenebilen hem de suyu rahatlıkla içilebilen mayhoş narlar son yıllarda çok tercih edilir olmuştur. Mayhoş narların içinde yer alan Hicaznar çeşidi hem meyve kabuğu hem dane rengiyle diğer bütün mayhoş narlardan üstünlük sağlamıştır.
Meyve kabuğu rengi sarı üzerine %95 kırmızı ve dane rengi vişneye yakın koyu kırmızı olan bu çeşit albenisiyle Avrupa pazarını adeta esir almıştır. Yüze yakın mahalli ve ıslah çeşidi varken ülkemizde son yıllarda nar diye dikilen her 100 ağaçtan 95’i Hicaznar’dır.
Hicaznar diğer mayhoş nar çeşitlerine göre soğuğa toleransının fazla olması dolayısıyla da tercih şansını artırmaktadır.
Ekşi (Asitli 2- + daha fazla olan) Narlar; Ekşi narlar konsantre nar ekşisi dışında fazla kullanım alanı bulamamıştır. Çünkü tadları safrada yemeye ve suyunu içmeye uygun olmayacak derecede ekşidir.
NEDEN HİCAZ NAR?
Türkiye’de nar konusunda ilk çalışmalar 1970’li yıllarda başlamıştır. Akdeniz Bölgesi’nde yapılan çeşit seleksiyonu ile 72 farklı nar tipi üzerinde çalışılmış, bunlardan ilk olarak 25 tip seçilerek Antalya, İzmir, İçel, Adana ve Şanlıurfa olmak üzere 5 lokasyonda bu tiplerle adaptasyon denemeleri kurulmuştur. Bunlar içinden her yöre için standart nar çeşitleri belirlenmiştir. İlginç olan, her yöre farklı nar çeşitleri seçtiği halde, Hicaznar çeşidinin her 5 yörede de bu standart çeşitler içinde yer almasıdır. Bu durum, Hicaznar’ın adaptasyon yeteneğinin çok yüksek olduğunu göstermektedir.Ayrıca daha sonra yapılan araştırmalarda, Hicaznar 20 çeşit arasında meyve suyu üretimine en uygun çeşitler arasında yer almış, bir başka araştırma da nar danelerinin derin dondurulmasına (şoklanmaya) uygunluğu incelenmiş ve gene Hicaznar çeşidi seçilmiştir. Meyve depolama araştırmalarında da Hicaznar’ın 6–8 ay muhafaza edilebileceği bulunmuştur.
Son 15 yılda Hicaznar’la erkenci, tatlı ve yumuşak çekirdekli (çekirdeksiz) narlarla melezleme ıslahı araştırmaları yapılmıştır. Elde edilen 4000 melez tip arasında Hicaznar’dan daha kırmızı kabuk ve dane renklerine sahip, yumuşak çekirdekli bireyler bulunmuştur. Bunlar tatlı, mayhoş ya da ekşi tada sahiplerdir. Canernar ve Hicrannar adı verilen bu çeşitlerle fidan üretimi ve bahçe tesisleri başlamıştır. Gelecekte Hicaznar sanayilik, bu melez çeşitler sofralık olarak değerlendirilecektir.
 
NAR MEYVESİNİN ÜSTÜNÜKLERİ / AVANTAJLARI NELERDİR?
 Yetiştiriciliğinde ki Avantajlar
Nar; çok yıllık bitki olma özelliği yanında, çeşitli iklim ve toprak koşularında yetişebilen, hafif bünyeli kumlu topraklardan, başka birçok meyve ağacının yetişemeyeceği ağır bünyeli killi topraklara kadar her yerde yetişebilir. Çok kireçli ve tuzlu topraklara da belli, ölçülerde dayanıklıdır. Eğimli alanlarda diğer meyve bahçe kenarlarında çit bitkisi veya ara bitkisi olarak yetişen, adaptasyon kabiliyeti yüksek, uzun süre dalında kalabilmesi nedeniyle depolama sorunu olmayan bir meyvedir.
Narın avantajlarını narenciye ile kıyaslayacak olursak, bir narenciye bahçesi tesis edildikten 5 yıl sonra ürün alınmaya başlar. Nar fidanı erken meyveye yatar, kısa sürede maksimum verime ulaşır. Nar ise fidanlar dikildikten 3 yıl sonra tatmin edecek miktarda para kazandırıyor. Bilinen en verimli ve en uzun ömürlü ağaçlardan biridir.
 Pazarlama Avantajları
Nar 4–6 ay süreyle depolanabilen ve bu nedenle piyasa durumuna göre pazarlanabilen bir meyve türüdür. Özellikle ihracat şansı çok yüksektir. Rakip olabilecek Güney Avrupa ülkelerinde nar yetiştirilmediğinden Türk nar ı doğunun esrarlı, büyülü havasını yansıtan egzotik bir meyve olarak büyük ilgi görmektedir. Taze meyve yanında işlemiş nar ürünleri dış pazarda daha fazla ilgi görecektir. Şimdiden nar suyu dondurulmuş konsantre olarak Japonya ve Rusya ya pazarlanmaktadır. Elde kalan nar çekirdekleri (bitkisel yağ kaynağı olarak) İsrail’e satılmaktadır. Kaliteli nar meyveleri üretildikçe iç pazarda da tüketim ve dolayısıyla talep artmaktadır.
 Narın Sanayi Açısından Avantajları
Nar büyük ölçüde endüstri meyvesidir. Kaynatılarak koyulaştırılmış ekşi nar suyu "Nar Ekşisi" ya da "Nar denk" adıyla Güney ve Güneydoğu Bölgelerimizde çorba ve salatalarda ekşilik olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Tatlı nar suyundan da nar pekmezi yapılmaktadır. Nar daneleri kurutma ya da derin dondurma (şoklama) yoluyla muhafaza edilebilmektedir. Nar suyu özel bir serinletici etkisi olan çok sevilen bir içecektir. Ayrıca "nar şarabı"v yapılabilmektedir. Bu ürünler elde edildikten sonra elde kalan meyve kabukları boya ve mürekkep hammaddesidir. Hayvancılıkta şap hastalığına iyi gelen bir hayvan yemidir. Yine nar çekirdekleri ile ilaç ve kozmetik sanayide kullanılmaktadır.
 Tüketici Açısından Avantajları
Nar yemenin hazmı kolaylaştırma, kalp ve damarlarda ki yağı eritme gibi yararları vardır. Zengin demir içeriği dolayısıyla kan yapıcı bir etkiye sahiptir. Ateşli hastalıklarda ateş düşürücü etkisi vardır. Tansiyon düşürücü etkisi vardır.
 
YÜKSEK KALİTEDE NAR MEYVESİ ELDE ETMEK İÇİN;
  1. Nar soğuklama isteği hemen hemen yok gibi olan bir güneş bitkisidir. Meyvelerini olgunlaştırabilmek için vejetasyon döneminde yüksek sıcaklık ister.
  2. Meyve olumu döneminde kuru hava koşulları kaliteli meyvelerin oluşumu bakımından önemlidir. Özellikle yaz aylarında ki nemli-yağışlı havalar kaliteyi düşürür.
  3. Nar çalı formunda, çok dallı, dikenli bir bitki olduğu için şiddetli rüzgar olan bölgelerde rüzgar kıranlar oluşturulmalı. Aksi halde meyveler bitki dikenlerinden ve dal sürtünmelerinden zararlanarak hem kayıplar artar hem de meyve kalitesi düşer.
  4. Bahçe tesisinde yeterli ışıklanma koşullarına ve havadarlığa dikkat edilmeli.
  5. Narda dikim kuzey-güney doğrultusunda olursa güneş ve havalanma daha iyi olacaktır.(Geniş aralıklar kuzey-güney doğrultusunda olmalıdır.)
  6. Yıllık 500mm lik yağış yetiştiricilik için yeterlidir. Ancak yağışların yeterli olmadığı dönemlerde narda sulama az-sık sık (7–10 gün arayla) şeklinde yapılmalıdır.
  7. Kaliteli ve bol ürün elde etmek için sulama hasattan 10–15 gün önce kesilmelidir.
NARDA MEYVE KABUĞU ÇATLAMALARINI ÖNLEMEK İÇİN;
Narda meyve çatlaması genellikle olgunluk aşamasında ortaya çıkmakta ve olgunluk ilerledikçe çatlamış meyve miktarı da artmaktadır. Bu sorundan dolayı yüksek miktarda verim kaybı olabilmekte, hatta meyve çatlaması sonucu ürünün yarısı bile kaybedilebilmektedir.
Meyve çatlaması, kabuğun iç gelişme basıncına dayanamayıp ani şekilde yırtılması ile oluşmaktadır.
> Düzenli ve Yeterli Sulama; Nar Antep fıstığı ile beraber sıcağa ve kurağa en çok dayanan bitkiler olmasına rağmen yazları düzenli sulama isterler. Eksik veya aşırı sulama ya da düzensiz sulamalarda meyve kabuğunda çatlamalar olmaktadır. Her ne kadar kurağa dayanıklı bir bitki olsa da uzun süre yapılmayan sulama sonrasında yapılan sulamalar danelerin iç basıncını artıracağından kabukta çatlamalar meydana gelir. 7–10 gün aralıklarla düzenli, yeterli sulama yapılmalı. Meyvelerin son olgunlaşma döneminde hasattan 10–15 gün önce çatlamaların olmaması için sulamaya son verilmelidir.
> Çatlamaya Dayanıklı Çeşitler Seçilmeli; Nar yetiştiriciliğinde çeşit seçimi çok önemlidir. Meyve çatlamalarına dayanıklı ya da erkenci çeşit seçilmeli. Çeşitlerin o bölgeye adapte olmuş, o yörenin iklimine uygun, hastalıklara dayanıklı, verimi iyi çatlamaya ve taşımaya dayanıklı çeşitler kullanılmalı.
> Meyveler Güneş Işığından Korunmalı; Olgunluk zamanında özellikle koyu renkli nar meyvelerinde gün boyu aşırı ışıklanma nedeniyle meyvenin güneşe bakan kabuk yüzeyi yanmaktadır. Bu bölge tamamen siyah bir renk aldıktan sonra zamanla üzerinde küçük çatlaklar oluşturmaktadır. Güneş yanıklığını önlemek için kağıtla, poşetle meyveleri kapatarak güneşin aşırı ve olumsuz etkisinden meyveleri korumak gerekiyor.
> Aşırı Azot Gübrelemesinden Kaçınılmalı; Gübre kullanımlarında toprak-yaprak analizleri ile ağaç durumuna ilişkin bilgiye sahip olunmalıdır. Bununla birlikte; azotun nar sürgünlerinin gelişiminde ve meyve iriliği-kalitesi açısından önemli bir besin maddesi olduğu unutulmamalıdır. Azotlu gübreler; erken ilkbahar ve yaz aylarında olmak üzere iki ayrı dönemde verilmelidir. Gübre miktarının 2/3’lük bölümü ilk uygulamada, kalan 1/3’lük kısmı da ikinci uygulamada ve ağaçların taç iz düşümüne bırakılır. Narda azot gübreleme sonrası ağaç hemen sulanmalı ya da sulama yapılmayacaksa bile gübre çapayla uygun bir şekilde toprağa karıştırılmalıdır.
> Sert Budamanın Yapılmaması Gerekir; Narda şekil budaması ilk 2–3 yıl içinde ağaçlar verime yatmadan önce yapılmalıdır. Meyve vermeye başlayan dallarda uç alma işlemi yapılmamalıdır. Hiçbir şekilde budanmayan nar ağacının gelişimi hızlı olur ancak meyveye yatması gecikir.
> Hasadın Geciktirilmemesi; Ülkemizin güney kuşağında Nisan, daha ılıman bölgelerinde ise Mayıs’ta başlayan çiçeklenme; Haziran ayında da sürer. Çiçeklenme döneminin uzunluğu, hasadın 2–3 defada yapılmasını gerektirir. Şayet; tüm meyvelerin aynı anda olgunlaşmasını bekleyip ardından derim yapılırsa ilk çiçeklenme periyoduna ait meyvelerde çatlama görülebilir. İlk çiçeklenme döneminde oluşan meyveler en iri meyveler olduğu için meyve çatlaması sonucu en kaliteli meyvelerde kayıp söz konusu olacaktır. İşte bunu önlemek için derim birkaç kerede yapılmalıdır. Hasat sonbahar erken donlarından ve yağışlardan önce bitirilmeli ve meyveler üzerinde 1–2 mm uzunluğunda sap kalacak şekilde makasla yapılmalıdır. Özellikle hasat esnasında meyveleri yere düşürmekten ve darbelerden korunması meyve çürümesini önleyeceğinden dolayı kaliteyi arttırır.
 
NAR’DA ÖNEMLİ HASTALIKLAR
Meyve Çatlamaları; Narda meyve çatlamaları genellikle olgunluk ile meydana çıkmaktadır, olgunluk ilerledikçe hasat edilmeyen meyvelerde çatlama miktarı artmaktadır. Çatlama,
 
 
 
 
 
kabuğun meyvenin iç gelişme basıncına dayanamayıp çatlaması ile oluşur. Olgunluk zamanı aşırı ve düzensiz sulama, kabukta güneş yanıklığı ve fiziksel zararlar, hasat zamanı aşırı yağışlar, bitki beslemedeki dengesizlik, yüksek gece-gündüz sıcaklık farkı, kuraklık sonrası esen sıcak rüzgar ve bazı hastalık ve zararlılar başlıca çatlama nedenleridir.
Kahverengi Leke Hastalığı; Hastalık ilkbaharda genç yapraklar, çiçek ve küçük meyvelerde görülür. Yapraklarda küçük, düzensiz ve koyu renkli lekeler oluşur. Hastalık ilerledikçe bu lekeler genişler.

Mücadelesi: 1)çiçek tomurcukları belirginleşmeye başladığı dönemde, 2)Taç yapraklar dökülünce, 3)Meyveler yarı büyüklüğe ulaşınca yapılacak fungusit uygulamaları başarılı sonuçlar vermektedir. Ayrıca enfekteli ürünler uzaklaştırılarak imha edilmeli, sık dikim yapılmamalı, iyi budama yaparak ağacın havalanması sağlanmalıdır.
 
 
Meyve Çürüklüğü; Hastalık meyveleri infekte eder. Kabuk üzerinde düzensiz, sert birçok siyah nokta şeklinde nokta bulunur. Bu lekenin etrafı kalın koyu renkli bir hale ile çevrilidir. İklim koşullarına göre ve çeşit duyarlı olduğunda tüm yüzey bu lekelerle kaplanabilir.

Mücadelesi: 1) Tam çiçeklenme döneminde, 2) Meyveler fındık iriliğine gelince, 3)Meyveler 1/3 iriliğe ulaşınca, 4) Meyveler yarı büyüklüğe gelince fungusit uygulamaları önerilir. Kültürel uygulamalara da dikkat edilmesi gerekir.
 Aspergillus Meyve Çürüklüğü; Hastalık meyve olgunlaşma dönemine yakın daha çok görülür. Depolanan narlarda önemli bir sorundur. Kalikse yakın (meyve tacı) Meyve üzerinde önce renk açılması görülür, enfekte olan bölgede kabuk yumuşar, sulu bir görüntü alır. Bu kısma çürükçül bözeklerinde gelmesiyle hastalık hızla ilerler. Meyve kesildiğinde tüm meyve içinin siyah renkli fungus ile kaplandığı görülür.
Penicilium ve Trichoderma Meyve Çürüklükleri; Genellikle kaliksteki (meyve tacı) herhangi herhangi bir böcek zararından sonra görülen çürümelerdir. Depolanan narlarda asıl meyve çürümelerine yol açarak zarar oluştururlar. Meyve dışarıdan sağlam görünse de içi açıldığında tamamen çürümüş olduğu görülür.
Güneş Yanıklığı; Olgunluk zamanı özellikle koyu renkli nar meyvelerinde gün boyu aşırı ışıklanma nedeni ile meyve kabuğunun yanmasıdır. Yanan bölge tamamen siyah bir renk almakta ve zamanla bu bölgede küçük çatlaklar oluşmaktadır. Güneş yanıklığında mücadelede kaolin gibi örtücü bir madde ya da gölgeleme ağları kullanılabilir.

 
 
Gövde Zamklanması; Hastalık etmeni toprak kaynaklı bir fungustur. Ağır su tutan drenaj problemi olan yerlerde hastalık daha hızlı yayılır. Özellikle toprağa yakın olan kök boğazında kuruluk görülür. Daha sonra kabuk dokusu çatlar. İletim demetleri fungusun enfeksiyonu nedeni ile tıkanır, kahverengileşir. Ağaçta sararma ve gelişme geriliği başlar. Şiddetli enfekte olan bitkiler kurur.

Mücadelesi: 1)Damlama sulama yöntemi ile sulama yapılmalıdır, 2)Sulama sırasında gövde ve kök boğazı ıslanmamalıdır, 3)Toprağa bol organik madde verilmelidir, 4)İlkbahar, yaz ve sonbahar sürgülerine fungusit uygulanmalıdır, Ayrıca kök boğazı ve gövdeye uygulanan fungusitlerin de faydası olmaktadır.
 
 
 
 
Yosun Oluşumu; Yosun oluşumu daha çok besin maddesi olarak fakir olan yerlerde, ağır bünyeli topraklarda, sık dikim yapılmış yada fazla gövde gelişimi olan bakımsız bahçelerde sorun olmaktadır. İlkbahar ve yaz döneminde gövde ve dallar üzerinde kırmızımsı renkte yosun oluşur. Yosunlar kışa doğru kadifemsi grimsi yeşil bir renk alır. Yosun gelişimi sırasında dallarda kabuk çatlamaları görülebilir. Bununla birlikte, bitkide doğrudan bir zarar oluşturmaz. Sadece ve yaşam ortamı olarak gövde ve dallarda gelişmektedir.

Mücadelesi: Kış ve ilkbahar aylarında gövde ve dalların % 1’lik bordo bulamacı veya bakır içerikli diğer ilaçlarla iyice yıkama şeklinde ilaçlanması ile yosun gelişimini önlemek mümkündür.
 
 
  Bugün 2 ziyaretçi (3 klik) kişi burdaydı! ICERIKALTIBİLGİ  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
TASARIMALTI Clicky Web Analytics -------------